Ülkemizde fasiyal plastik cerrah olarak branşlaşmış kaç hekim vardır?
Türkiye’de, genç kulak burun boğaz hekimlerinin, son zamanlarda yaygınca uygulamaya başladıkları ve ilgi duydukları bir branş olmasına rağmen, gerçek anlamda fasiyal plastik cerrahi ameliyatları yapan kulak burun boğaz hekim sayısı çok azdır. Her geçen gün, bu branşa olan ilgi artmasına rağmen, fasiyal plastik cerrahi dendiğinde, genellikle rinoplasti yani burun estetiği yapan kulak burun boğaz hekimleri akla geliyor. Ancak aslında, fasiyal plastik cerrahi, baş boyun bölgesinin, tüm estetik ve rekonstrüktif işlemlerini kapsayan bir branştır. Ülkemizde bunların tamamını yapan hekim sayısı, henüz yeterli değildir. Buna yönelik bir eğitim de henüz oluşturulmadığı için, bunun süratle gelişmesi de beklenemez. Zaman içerisinde, Amerika’da olduğu gibi, bu uygulamalar, esas olarak kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi hekimleri tarafından yapılacaktır.

Sizin uzmanlığınız Kulak Burun Boğaz üzerine mi?
Evet, ben Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi uzmanıyım.  KBB Uzmanlığımı aldığım 1997 tarihinden bu yana, Kulak Burun Baş-Boyun Cerrahisi uzmanlık alanın, fasiyal (yüz) plastik cerrahisi konusuna ilgi duydum. Bu konuda ABD’deki en saygın fasiyal plastik cerrahları aşağıdaki tarihlerde ziyaret ettim:

Eylül – Aralık 1998: Mayo Clinic, Department of Otorhinolaryngology, Rhinology and Facial Plastic Surgery Divisions, Rochester, Minnesota, USA.

Ağustos - Eylül 2000: Larrabee Facial Plastic Surgery Center, Seattle, Washington, USA

Ağustos - Eylül 2001: Oregon Health Sciences University, Otorhinolaryngology Department, Division of Facial Plastic Surgery, Portland, Oregon, USA.

Aralık 2004: Perkins Facial Plastic Surgery Clinic, Indianapolis, Indiana, USA.

Haziran - Temmuz 2007: Quatela Facial Plastic Surgery Center, Rochester, New York, USA.

Fasiyal Plastik Cerrahi konusunda yetkinliğinizi ölçen kimdir?

14-15 Haziran 2008 tarihinde Washington DC, Amerika'da yapılan American Academy of Facial Plastic Surgery Board sınavına girip, Avrupa Fasiyal Plastik Cerrahi Akademisi (European Academy of Facial Platic Surgery) yeterlilik (board) sınavını  başarıyla geçerek, Fasiyal Plastik Cerrahi Avrupa Board’u Sertifikasına (European Board of Facial Plastic Surgery, International Federation of Facial Plastic Surgery Society (IFFPSS) Unified International Certification program) sahip oldum.

Fasiyal Plastik Cerrahi Avrupa Board Sınavı nedir?
Bu sınava girecek adayların öncelikle European Academy of Facial Plastic Surgery tarafından 2 yıl içerisinde yaptıkları belgelenmiş 100 (her yıla ait 50) fasiyal plastik cerrahi ameliyatı değerlendirilmektedir. Bu ön değerlendirmeyi geçen adaylar, 2 gün süren American Academy of Facial Plastic Surgery Board sınavına girmeye hak kazanmaktadır. Sınavı geçebilmek için ilk gün 300 çoktan seçmeli sorudan oluşan ve 5 saat süren yazılı kısımda, 2. gün de toplam 12 hasta protokolunden oluşan ve 3 saat süren sözlü bölümde başarılı olmak gerekmektedir.  

Ülkemizde, özellikle burun ameliyatlarının yaygın olarak yaptırıldığını görüyoruz. Bunlarda  büyük kısmı fonksiyonel rahatsızlıklar mı yoksa estetik tercihler mi oluşturuyor?
Ülkemizde fonksiyonel burun problemleri oldukça yaygın. Irk olarak, septum dediğimiz, burun orta duvarının deviasyonu, yani eğriliği çok yaygın bir rahatsızlık. Bu durumda, estetik olarak ameliyata ihtiyacı olan hastaların pek çoğunun, aslında fonksiyonel de problemi var. Tabii ki fonksiyonel olarak düzeltme isteyenlerin, ek olarak estetik düzeltme gibi bir talepleri olabildiği gibi, sadece estetik amaçlı düzeltme isteyen hastalar, bir taraftan daha iyi nefes alabilmeyi de arzu edebiliyorlar. Bu nedenle, ikisini birbirinden ayırmak çok kolay değil. Tabii ki sadece fonksiyonel ameliyat isteyen bir hastaya herhangi bir estetik işlem yapılmazken, sadece estetik amaçlı da bu ameliyatları yapabiliyoruz.

Hangi durumlarda hastalarınızın isteklerini reddedebiliyorsunuz?
Yapacağımız işlemin öncelikle hasta tarafından istenir olması gerekir. Daha sonra toplumun kabul edebileceği bir değişiklik olması gerekir. Yani hastamızın istediğinin, çevre tarafından beğenilir olması da önemli. Bir diğer faktör de, hekimin bu işi uygun görmesi. Yani biz bir karar verirken, hastanın isteğini, toplumun genel beğenisini ve hekimin genel yaklaşımını bir arada değerlendiririz. Eğer hekimin estetik anlayışına uymayan bir talebi varsa hastanın ve bu istek genel olarak toplumun beğendiği bir görüntünün uzağındaysa, bu hastanın istekleri hasta ile konuşularak reddedilir. Ama bu çok nadiren olmaktadır. Çünkü pek çok hasta, zaten son derece mantıklı olarak, problemlerini kendileri de görüyor ve onların düzeltilmesini talep ediyor. Bu durumda, hekimin de amacı o deformiteleri düzeltmek ve daha güzel bir görüntü oluşturmak olduğu için, bir sorun olmadan karar verilmektedir. Ancak çok kabul edilemeyen uygun olmayan değişiklikleri hekim tabii ki yapmayı reddedecektir. Çünkü sonuçta yapılmış olan bir eserdir ve hekime mal edilecektir. Hastayla ameliyat öncesi görüşmelerde, hastaların beklentileri detaylıca ortaya konur ve hekimin de bu beklentileri cevaplandırırken, bir takım hasta ile ilgili faktörleri hastaya aktarması söz konusudur. Örneğin, kalın ciltli bir hastada çok ideal bir sonuç elde edilemeyeceği, hastanın beklentilerinin tam olarak karşılanamayacağı aktarılarak hastayla tartışılır. Ancak bu tartışma sonrasında, hasta hekimin yapabileceklerini, o ameliyatla kazanabileceği faydaları tam olarak anladıktan sonra  hekim ameliyatı gerçekleştirir.

Fonksiyonel bozuklukları bir yana koyarsak, yüzde ideal diye bir şey var mıdır? Yoksa farklılıklar göreceli olarak güzel olabilir mi?
İdeal tabii ki göreceli olabilir. Çünkü ideal  bir güzellik dediğimiz zaman, pek çok ünlüyü düşünürseniz, aslında her ünlünün belirgin kusurları olabilir. Örneğin bir güzel burnu düşündüğünüzde, hangi burun idealdir dediğinizde, ünlü isimleri göz önüne alın. Hiçbirinin tam anlamıyla mükemmel buruna sahip olmadığını görürsünüz. Burada önemli olan, o hastaya yakışacak doğal bir görünüm yaratmaktır. Yapılan ameliyatın, ameliyat sonrasında anlaşılmaması, doğallığının korunması ve yüzle uyumlu bir sonuç elde edilmesi, aslında o hasta için olan ideal sonuç anlamındadır. Hasta için ideal olan, belli deformitelerin düzeltildiği doğal bir burun olmasıdır. Ama doktor bunları düşünürken bir takım ölçümlerden, açılardan, oranlardan faydalanır ve hasta için ideal olan ölçüleri bu belirlenmiş olan kriterlere göre yaratmaya çalışır. Tabii bunu yaparken, hastanın beklentilerini de göz önüne alır. O hasta için ideal olan burnu böylelikle oluşturur.

Hastanın yüzünde yapılan müdahaleleri taşıyacak kişi olduğu düşünülürse, hastanın kendini iyi hissedeceği her müdahale yapılabilir midir?
Hastanın istediği değişiklikler, cerrahın da yapabileceği değişikliklerse ve cerrah bu değişiklikleri, o hasta için anlamlı buluyorsa, tabii ki o değişiklikler yapılır.

Hastaların hekim tercih ederken neleri gözetmelerini önerirsiniz? Hekimle ilgili ön araştırma yaparlarken, neleri göz önünde tutmaları gerekir?
Hekimin o işle olan ilgisi tecrübesi çok önemlidir. Özellikle kendini o alanda geliştirmiş olan cerrahların tercih edilmesi, iyi sonuç almada önemli faktör. Pek çok işlemi bir arada yapan hekimler yerine, daha çok belli bir işe yoğunlaşmış olan hekimler, şüphesiz ki daha iyi sonuç alma ihtimali daha yüksek olan hekimler olacaktır.

Sadece estetik amaçlı olarak yapılan müdahalelerde yaş dağılımı nasıl? Alt yaş ve üst yaş sınırı var mı?
Örneğin rinoplasti dediğimiz burun estetiği için, kemik kıkırdak gelişim yaşının geçilmiş olması gereklidir. Bu ameliyat için üst yaş sınırı yoktur ama çok ileri yaşlarda yapılacak olan rinoplasti, çok sık rastladığımız bir durum  değildir. Diğer ameliyatlarımız için, yaşlı yüz cerrahisi için alt sınır değişir. Herkesin farklı bir dönemde ameliyat ihtiyacı belirebilir ya da daha erken dönemde, hasta o ameliyatları isteyebilir. Burada isteklerin ne kadar anlamlı olduğunun, cerrah tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Örneğin yaşlı yüz cerrahisinde, yaş çok ilerlediği zaman cildin elastisitesi çok zayıflamış olduğu için, elde edilen sonuçlar, örneğin kırk-altmış yaşlar arasında elde edilecek sonuçlara göre daha az başarılı olur. Ancak üst yaşta bu ameliyatlar yapılmaz diye bir şey de söz konusu değildir. Bir de  tabii ki yaş ilerledikçe ameliyatla ilgili ya da bağımsız sorunların ortaya çıkma ihtimali arttığı için, böyle bir ek değerlendirme söz konusu olabilir.

Ameliyat sonrası oluşabilecek hasta memnuniyetsizliklerine karşı nasıl önlemler alıyorsunuz?
Hastanın ameliyat öncesinde detaylıca bilgilendirilmesi, oluşabilecek sorunlar hakkında en ufak ayrıntısına kadar bilgi verilmiş olması, ameliyat sonrasında oluşabilecek memnuniyetsizlikleri büyük oranda ortadan kaldırır. Hasta daha iyi bir sonuç almak için girdiği ameliyattan sonra, en azından belli bir süre yaşayabileceği sorunları da bilirse, ameliyat sonrası mutsuz olmayacaktır. Hasta ile ameliyat öncesi detaylı konuşma ve ameliyat hakkında detaylı bilgilendirme en önemli koşuldur.

Özellikle son yıllarda, belki de çeşitli haber kaynaklarının daha ulaşılabilir olması sebebiyle, tıbbın çok hızla ilerlediğini duyuyoruz. Bu sizin alanınızda da böyle mi? Beş on sene önce yaptığınız ameliyatlarla, şimdi yaptığınız ameliyatlar arasında  teknik ve kullanılan materyal anlamında büyük gelişmeler var mı?
Tıbbın ilerlemesi ile bir takım ameliyatlar artık daha güvenli ve etkin bir şekilde yapılabilir hale geldi. Örneğin, önceleri yüz germe ameliyatları, sadece cilt germe şeklinde yapılırken, şimdi daha derin tabakaların anatomik planlarının, daha iyi bilinmesiyle, daha etkin yüz germe teknikleri ortaya çıktı. Artık  daha emniyetli bir şekilde yapılabiliyor. Aynı zamanda, artık tıbbın bir çok alanında olduğu gibi bizim alanımızda da, endoskopların varlığı ve kullanım şekliyle, özellikle alın germe ameliyatlarında etkin şeklide kullanılmasıyla, ameliyat sonrası daha az sorun oluşturarak, etkin alın germe ameliyatları yapılabilirliği oluştu. Bunu çeşitlendirmek mümkün. Son yirmi yıldır, daha iyi sonuçlar almaya yönelik, daha etkin, yeni teknikler ortaya çıktı ve sonuçlar çok iyi oldu.

Basında çıkan bazı haberlerde kansız, neştersiz, kesmesiz, dikmesiz diye bahsedilen estetik işlemler duyuruluyor ve tanıtılıyor. Bunların gerçeklik payı var mı? Ayakta estetik ameliyat olup hemen günlük hayata dönmek, eve gitmek mümkün mü?
Bu yapılacak olan ameliyata göre değişir. Bazı hastaların daha az işleme ihtiyacı vardır. Bazı hastalarınsa daha kapsamlı bir uygulamaya ihtiyacı vardır. Burada yapılacak olan minimal işlem, acaba hasta için elde edilecek optimal sonuç mudur? Onun değerlendirilmesi önemli. Tabii ki bazı müdahaleler süratle yapılıp, hastanın problemi ortadan kaldırılabilir. Ancak çoğu zaman daha etkin bir sonuç elde etmek için daha etkili tekniklerin yapılması o hasta için daha uygun olur.

Ama bizim anladığımız şu: Kaş aldırmak ile kaş kaldırmak neredeyse aynı. Ayaküstü kaş kaldırmak, alın germek mümkün mü?
Etkin bir kaş kaldırmak için, etkin bir ameliyat daha iyi sonuç verecektir. Ancak daha az sorun yaratarak yapılan kaş kaldırma işlemlerinin etkinliği, yıllar içinde kanıtlanmış ameliyatlara göre, uzun süre kalıcı olabilmesi söz konusu olmayabilir. Örneğin kaş kaldırma için etkin bir elevasyonla yapılan klasik veya endoskopik kaş kaldırma ameliyatları yerine, sadece bir dikişle  yapılan çekme işlemi aynı sonucu veremez.

Hastalarınızın günlük hayata dönmeleri ortalama kaç gün sürüyor?
Bu yapılan ameliyata göre değişmekle birlikte ortalama on beş gün sonra tüm ameliyatların izlerinin büyük oranda ortadan kalkacağını söyleyebilirim. Örneğin rinoplasti, burun estetiği ameliyatları için bir hafta on gün arası, iyileşmenin büyük oranda tamamlandığı dönemdir. Ondan sonra kalan minimal dolgunluklar zaman içinde azalır. Ancak artık onuncu gün ameliyat bulguları anlaşılmaz hale gelir. Keza göz kapağı yüz germe, orta güz germe ya da boyunla ilgili ameliyatlarda bu süre aşağı yukarı on gün veya onbeş gün arasında değişebilir.

Zaman zaman bir burun ameliyatının defalarca tekrarlandığını, burnun düştüğünü, tekrar kaldırıldığını duyduğumuz haberlerle çevriliyiz. Dolayısıyla zamana bağlı olarak estetik ameliyatların yenilenmesi veya yinelenmesi gerekir mi? Bu kişiye, cerraha ya da yapılış tekniğine göre değişir mi?
Rinoplasti ameliyatları için tekrar ameliyatlar gerekebilir. Hastanın bu konuda önceden bilgilendirilmiş olması önemlidir. Hekim bütün problemleri birinci ameliyatta düzeltmek ister. Ancak ilk ameliyat sonrasında arzu edilmeyen sonuçlar ortaya çıkmışsa, ameliyattan ortalama dokuz ay sonra tüm şişlikler indiğinde, hasta tekrar değerlendirildiğinde gerekli ihtiyaçları doğrultusunda ikinci bir düzeltme işlemine ihtiyaç duyulabilir. Bu ikinci ameliyat oranı, dünyada ortalama yüzde on gibidir. Bu demek değildir ki her hasta ikinci ameliyata girecek. Ancak daha ufak problemlerinin düzeltilmesi için, belli bir yüzde hasta, ikinci bir ameliyata girebilir. Bu cerrahın kötülüğü anlamına gelmez. Ancak önemli olan, cerrahın vaat ettiği değişiklikleri yapabilmiş olmasıdır. Buna rağmen ufak değişikliklere ihtiyaç varsa, ikinci ameliyat bir başarısızlık olarak değerlendirilmemelidir. Yüz germe ameliyatları için konuşursak, sonuçta yapılan yüz germe ameliyatları, ömür boyu sürecek bir durum yaratmaz. Her ne kadar etkin bir ameliyat olsa da, yapıldığı andan itibaren, yaşlanmanın devam ettiği göz önüne alınırsa, on-onbeş sene sonra benzeri problemlerin tekrar çıkacağını ve arzu ederse tekrar ameliyat olabileceğini hasta ile paylaşırız.

Bazı yüz deformiteleri ile doğan çocukların estetik operasyonları, kaç yaşından itibaren yapılabilir? Bunu için de sizin branşınıza mı başvurulmalı?
Erişkin hastalarda olduğu gibi hem Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahları bu konuda ilgili ve yetkindir, hem de genel plastik cerrahlara başvurulabilir. Her ameliyatın bir alt yaş sınırı vardır. Örneğin otoplasti, kulak kepçesi ameliyatlarında, veya kulak kepçesinin diğer deformitelerinde alt yaş sınırı altıdır. Ama rinoplasti estetik işlemlerde bu alt yaş, puberte dediğimiz ergenliğe girdiği dönemin daha üstü olan, en az onbeş onaltı yaştır. Her bölgenin gelişimiyle ilgili bu yaşlar değişebilir.

Çocuklarda ameliyat olmak mı olmamak mı daha kötü iz bırakır?
Burada önemli olan, çocuğun psikolojik gelişimidir. Örneğin kepçe kulak ameliyatlarında altı yaşın belirlenmesinde sebep bir, kulak kepçesinin yeterli boyuta ulaşmış olması ve büyümesini büyük oranda tamamlamış olması iki, artık ilkokula başlama çağının gelmiş olmasıdır. İlkokula başlayacak olacak çocuğun o deformitesinin düzeltilmiş olması, çocuğun okula gittiğinde arkadaşları ile olan ilişkilerinin bu konu üzerine yoğunlaşmamasına ve çocuğun psikolojisinin etkilenmemesine yardımcı olur. Yani ameliyat kararı verirken, aynı zamanda çocuğun psikolojisini de değerlendiririz.

Dolgu ve botoks uygulamaları estetik operasyonlarda ve sizin branşınızda bir çığır mı açmıştır yoksa işleri çığırından mı çıkarmıştır?
Kesinlikle bir çığır açmıştır. Ameliyatsız, ameliyatla elde edeceğimiz sonuca yakın sonuçları özellikle belli grup hastalarda elde edebilme yolunu açmıştır. Ancak bunların çoğu, uzun süreli kalıcılığı olmayan maddelerdir. Örneğin botoks ortalama dört ila altı ay kadar etki gösterir. Daha sonra tekrarlamak gerekir. Dolguların pek çoğu, sekiz ay civarında kalır. Daha sonra tekrarlamak gerekir. Henüz etkinliği tam olarak kanıtlanmış ve yan etkilerinin olmadığına inandığımız kalıcı dolgular mevcut değildir. Bu sebeple, belli bir dönem hastalarının problemlerini ortadan kaldırmaya yönelik, hastaların da istediği yönde değişiklikleri yaratacak bu maddeler gayet başarılı bir şekilde kullanılabilir. Bu aynı zamanda, hastaların daha sonra olmayı planladıkları ameliyatla ilgili bir ön fikir oluşturmaya da yarayabilir. Önce kullanılacak olan maddelerin hastalarda oluşturacağı değişiklikler detaylı bir şekilde anlatılır. Alternatif olarak ameliyatlardan bahsedilir. Hasta hangisini tercih ederse o yapılır. Özellikle erken yaşlarda dolgular son derece başarılıdır. Özellikle belli bölgelerde çok başarılı şekilde kullanılabilir. Ameliyatlardan sonra da, yine belli bölgelere botoks ve dolgu maddelerinden daha ideal bir sonuç elde etmek için faydalanılabilir.

Botoks ve dolgu işlemlerinde size mi başvurulmalı, yoksa diğer branşlara da başvurulabilir mi?
Biz başvurulacak branşlardan birisiyiz. Ancak söylediğim gibi henüz kamuoyunda Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi hekimlerinin bu konuda girişimler yaptıklarına dair yeterli bir bilgi ve inanış yerleşmemiştir. Zaman içerisinde ileri ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de Yüz Plastik Cerrahi branşının Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi’nin yan dalı olarak görülmeye başlanmasıyla ve Yüz Plastik Cerrahisi işlemlerinin bu hekimler tarafından yoğun şekilde yapıldığının anlaşılmasıyla, hastalar zaten daha yoğun şekilde Kulak Burun Boğaz uzmanlarına yönelecektir. Bu günlerde bu kararı verecek olan yine hastalarımızdır.

Madem botoks ve dolgu bu kadar büyük bir çığır açtı, neden sıklıkla gördüğümüz örnekleri bizi vazgeçirebilecek türde? Tamamen ifadesiz ya da bir ifadenin sabitleştirilmiş hali olan bu yüzler, doğallıktan son derece uzak oluşlarıyla rahatsız edici olmuyor mu?
Dolguların fazlaca yapılması doğallıktan uzaklaştırabilir. Botoksun o derece yanlış kullanıldığını ben düşünmüyorum. Botokstaki amaç, fazla kasılan adaleleri felç ederek, yaşlılık bulgularını o bölgelerde ortadan kaldırmaktır. İfadesiz yüzlerin sadece botoks ve dolguyla oluşmadığını, genel olarak çok başarılı olmayan bir takım müdahalelerin bir arada yapılmasıyla ortaya çıkabileceğini söyleyebilirim. Materyalleri suçlamak yerine, yapılan işlerin tek tek değerlendirilmesi uygun olur.

Gebelik ve emzirme dönemlerinde, estetik ameliyatlar ve botoks, dolgu gibi uygulamalar yapılabilir mi?
Bu ameliyatlar ve işlemler elektiftir, yani sağlığı tehdit eden bir durum ortada yoktur ve gebelik ya da emzirme döneminin bitmesi beklenmelidir. Ayrıca kullanılan materyalin bu dönemlerde sakıncası olmadığına yönelik kesin bir bilgi de yoktur. Dolayısıyla ertelemek uygundur.

Estetik ameliyat hayat değiştirir mi?
Başarılı bir estetik ameliyat hastayı görüntüde olduğu kadar ruhen de iyileştirebilir. Ancak bütün hayatını değiştirebilecek bir durum yaratmaz. Bu yüzden hastalara o yönde bir vaatte bulunmak, hiçbir hekim için doğru olmayacaktır. Ama ruhen iyileşeceğini kesinlikle söyleyebilirim.

Başarılı bir burun estetiği ameliyatının altın kuralları nelerdir?

Ameliyat öncesi hasta ile kapsamlı görüşme başarılı bir burun estetiği ve hasta memnuniyeti için şarttır. Bu görüşmenin en önemli noktası,  hastanın beklentilerinin eksiksiz ortaya konulmasıdır.  Ameliyat öncesi görüşmelerde hastanın düzeltilmesini istediği problemler ile korunmasını istediği özellikler belirlenir. Hastanın, toplumun ve cerrahin beğeni ve beklentilerinin çakışacağı bir sonuç elde etmek hedefiyle yapılan ameliyatta, cerrah, o hasta için ideal olan burunu oluşturabilmek için, belirli oranları, açıları dikkate alarak yüzün diğer yapılarıyla burunun ilişkilerini gözetir. Hastanın istekleri doğrultusunda yapılmış, herşeyden önce hastaya uygun, ameliyatlı olduğu anlaşılmayan, doğal görünümlü ve iyi nefes alan bir burun, başarılı olarak değerlendirilir.  

 Nefes alma fonksiyonu ve estetiği nasıl birleştiriyorsunuz?

Estetik amaçlı bir burun ameliyatında burunun fizyolojik işlevlerinin korunması çok önemlidir. Bir başka ifadeyle, estetik görünüm için burnun ileri derecede önemli olan fonksiyonları feda edilmemelidir. Normal şartlarda burun estetiği ameliyatı tıkanıklığına neden olmaz. Aksine, burun tıkanıklığı yaratan problemlerin estetik burun ameliyatı sırasında düzeltilmesi mümkündür. Hastanın burnundan iyi nefes alması daha kaliteli yaşamasına yardımcı olacaktır. Sözgelimi spor yaparken daha az yorulur, gece daha rahat uyur.

 Burun estetiğinden sonra tekrar ameliyat gerekir mi?

Burun estetiklerinin ortalama yüzde onunda revizyon dediğimiz, ikinci defa ameliyata ihtiyaç duyulabilir. Bu işini çok iyi yapan hekimler için dahi söz konusu olabilir. İlk ameliyat öncesi hastalar, ileride elde edilen sonucun daha iyileştirilmesine yönelik, dokunma cerrahisi dediğimiz, küçük çaplı bir müdahaleye ihtiyaç duyulabileceği konusunda bilgilendirilirler. Ancak, ilk ameliyatta yapılan müdahalelerin sonucunda, öncekinden daha kötü bir görüntü oluştuysa ve ikinci ameliyat esas olarak, ilk ameliyatın yarattığı sorunun düzeltilmesi için gerekiyorsa, başarılı bir burun estetiğinden söz edilemez.

Sigara alışkanlığının olması estetiğe engel midir?

Yüz germe ameliyatlarında olduğu gibi, cildin kapak seklinde geniş alanlarda kaldırılmasının gerektiği durumlarda sigaranın önemi büyüktür. Çünkü sigara cildi besleyen ince damarları daraltır, beslenmesini bozar, yara iyileşme problemlerine ve istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Bu gibi ameliyatlardan en az 15 gün önce sigara tamamen kesilmelidir. Burun estetiğinde sigara bu derece direkt etki yaratmamasına rağmen, en azından anestezi ile ilgili sorun yaşanma riskini arttıracağı için, burun estetiğinden önce de sigara içilmemesi tercih edilir.

Travma sonrası burnun eski haline dönmesi mümkün mü?

Travmadan sonraki dönemde ilk on gün içinde burun basit bir manevra ile travma öncesi haline getirilebilir. Travmanın üzerinden on gün geçtiyse, kemiklerin kaynaması ve ödemin tamamen düzelmesi için iki - üç ay kadar beklenir. Daha sonra travmanın yarattığı soruna yönelik burun estetiği yapılır. Hastanın burnunda başka sorunlar da varsa hepsi bir arada düzeltilebilir.

Burun estetiğinden sonra nelere dikkat etmek gerekiyor?

Ameliyattan sonra özellikle göz çevresinde ilk iki gün yoğun olup on gün içinde anlaşılamayacak hale gelen şişlik ve morluk oluşur. Burun estetiği yaptıran kişinin şişlik ve morlukların azalması için ilk iki gün gözlere aralıklı soğuk jel veya buz uygulanması, ilk on gün yatarken baş yüksekte olacak şekilde üç-dört yastık kullanılması gerekiyor. Burun estetiğinden sonraki ilk hafta boyunca, kemikler henüz hiç kaynamadığından burun sırtında hareketi önleyen koruyucu kalıp vardır. Koruma amaçlı olarak ayrıca şunlar yapılmalıdır:

-          Burun estetiğinden bir buçuk ay kadar sonra kemik iyileşmesi büyük oranda tamamlanır. Bu süre içerisinde, özellikle erken dönemlerde, direkt darbelerden kaçınılması gerekir. 

-          Bu dönemde gözlük baskı yapıp şekil bozukluğu yapacağından takılmaması gerekir.

-          Erken dönemde ameliyat bölgesinde cilt hassasiyeti olduğundan, direkt güneşe maruz kalınmaması ve tedbir olarak güneşten koruyucu krem kullanılması önemlidir.  

-          İlk haftalarda, burun içini tuzlu su solüsyonlarıyla nemlendirmeleri gerekir.

söyleyebilirim.